www.vizyonders.com
   
www.vizyonders.com
Öğretmen Ara
Özel Ders Ver
Test Çöz
Blog
    Anasayfa - Hakkımızda - İletişim  
Blog  

Çocuk Yetiştirmede Rol-Model

            İyi bir çocuk, örnek bir evlat yetiştirmek hepimizin hedefidir muhakkak. Peki, bunun için nasıl bir yol izlemeli, neler yapmalıyız? İlk olarak pedagojiyi, yani çocuk psikolojisini iyi bilmeliyiz. Tabi bilmek ve uygulamak tamamen farklı şeyler. Birçok defa etraftan duymuşsunuzdur; “Ne istiyorsa aldık, ne ihtiyacı varsa karşıladık ama bir şeyler eksik; bizi dinlemiyor, ders çalışmıyor…” gibi sözleri. Demek ki sadece ihtiyaçlarını karşılamak yetmiyor. Eğer nihai hedeflere talipsek, uygulama hususuna ayrıca dikkat etmeliyiz.

            Öğrenme, hayatımızda tecrübe ettiğimiz yaşantılar neticesinde meydana gelen kalıcı değişiklikler olarak tanımlanır. Çocuklar doğdukları andan itibaren yaşadıkları çevreye göre etrafındakileri (anne, baba, akraba, arkadaş, öğretmen, vb.)  taklit ederek öğrenir ve onlardan öğrendiklerini uygular. İlerleyen yaşlarda kendi akranları ile yazılı ve görsel medyada sıkça görülen kişiler örnek alınırken okul çağından önce anne baba örnek alınmaktadır.  

            Sözlerinin tesir etmediğini ifade eden anne babaların, söylediklerinden ziyade davranışlarına dikkat etmeleri gerektiğini söyleyebiliriz. Örneğin, yalan söylemenin kötülüğünü anlatan bir baba çocuğuna kapıya gelen komşuya; “Evde yok.” demesini tembihlerken bir taraftan da çocuğundan doğru söylemesini beklemektedir. Ama yaptığı davranışla aslında kendi sözlerini yalanlamaktadır. Çok iyi gözlemci olan çocuklar sadece davranışın gerçekleşmesine değil, nasıl değerlendirildiğine de dikkat ederler. Kendisi davranışı ortaya koyduğunda ödül alıyorsa davranış pekişecek ve tekrarlanacaktır.

            Zamanının büyük bir kısmını evde geçiren küçük çocuklarda, anne baba bir rol-model olmakta, kişiliğin belirlendiği bu yaşlarda onlara rehberlik etmektedir. Küçük yaşlarda davranışın doğru ya da yanlış olması değerlendirilmez; davranışın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılır. “Yemekten önce ellerini yıka!” gibi emir kipli cümleler kurmak yerine,  “Hadi ellerimizi yıkayalım.” gibi teşvik edici cümlelerle birlikte yapmaya çalışmak davranışın kazandırılmasında daha etkili olacaktır.

           Gerek sözlerimizle, gerekse davranışlarımızla genç dimağlara iyi ya da kötü örnek olmaktayız. “Hık demiş burnundan düşmüş, babasının oğlu, annesine çekmiş.” gibi cümleler bizim için hiç yabancı değildir. İşte bu yüzden; “Benim oğlum-kızım neden böyle?” derken dönüp bir de kendimize bakmalıyız. Bu konu ile ilgili yaşanmış bir olaydan örnek verelim:

        ‘‘Bir büyük zatın oyun yaşlarındaki oğlu kötü bir alışkanlık edinmişti. Ucuna çivi çakılmış bir sopa ile o devirde evlere içme suyu taşıyan sakaların kırbalarını deliyordu.        Sakalar; "Bir din büyüğünün oğludur, çok sürmez geçer." diye bir müddet dayandılarsa da baktılar çocuğun vazgeçeceği yok, babasına şikâyet ettiler. Çocuğun babası Ebu’l Vefa Hazretleri idi. Bu zat, olanları duyunca hayretler içinde kaldı. Nasıl olur da dikkat ve özenle yetiştirilen, haram lokmadan uzak tutulan bir çocuk böyle bir şey yapardı? Ebu’l Vefa şikayete gelenlere: “Tamam, konu anlaşıldı, gereken yapılacak, sizin de zararınız ödenecektir.” dedi. Gerekeni yapmaya önce kendinden işe başladı: “Acaba ben bu çocuğa yanlışlıkla da olsa haram yedirdim mi?” diye düşündü. Bir şey bulamadı. Hanımına sordu: “Sen bu çocuğa hamileyken veya süt verirken haram bir şey yedin mi? Çok iyi düşün, bana bildir; yoksa oğlanın sonu kötü.” dedi. 

            Hanım düşündü, taşındı, nihayet bir olay hatırladı. Hamileyken dalları bahçeye sarkan komşunun portakallarından canı çekmişti. İğne ile delip suyunu içmiş, utandığı için de kimseye söyleyememişti. Ebu’l Vefa Hazretleri karısına: “Aman hatun hiç vakit geçirmeden o komşuya git, olanı biteni dosdoğru anlat ve helallik dile,” diye tembihledi. Kendi de sakaları çağırdı, kimin kaç tane kırbası delinmişse hepsinin parasını ödedi ve haklarını helal ettirdi. Oğlu ise o kötü davranışından kendiliğinden vazgeçmişti.

            Hâsılı bu hikâyede anlatıldığı gibi çocuklarımızda gördüğümüz kusurlarda kendimize de; “Acaba bizim de bir hatamız olabilir mi?” diye sorabilmeliyiz. Suçu hep üzümde değil arada da bağcıda aramayı bilmeliyiz.

Muammer Taşdelen
Psikolojik Danışman

Kurumsal

Hakkımızda

Neden Özel Ders ?

Bize Ulaşın

Üyelik
Ücretsiz Üye Ol
Üye Girişi
Şifremi Unuttum
Destek
Sık Sorulan Sorular
Ödeme Seçenekleri
Üyelik Sözleşmesi
Kullanım Koşulları
Gizlilik Bildirimi
Copyright © 2013 Vizyon Ders Tüm Hakları Saklıdır.
Bizi Takip edin